Analiz: Serçe’den Ferrari Performansı Beklemek!

0
0

Türk basketbolunun her zaman gündemde kalmayı başaran konularından biri de altyapı sorunudur.

Genel olarak şu yorumları görmemiz mümkün, ”Altyapılarda efsane olan bu çocuklar, A Takım’a geçiş sürecinde ne yaşıyorlar da bu kadar sıradanlaşıyorlar ve bir türlü beklenen patlamayı yapamıyorlar..”, biz yıllarca hep bunu duyduk. Arada aksi düşünceler olsa da, çocukların üzerinden tartışmayı yürüttük. Madalyonun öbür yüzü öyle mi peki?

Türkiye’de altyapı sorunu sadece basketbolda değil, hayatın her alanında var. Bakın yıl 2018 olmuş, halen elektrik kesintisi yaşayabiliyoruz. 24 Mbps hızla internet paketi pazarlayıp, pazarladığımız şeyi kaldırabilecek bir sistem dahi kuramıyoruz. Sinyal kesintisi yaşanmayan bir telefon operatörümüz, yayını kesilmeyen bir platformumuz yok.

Veremediği hizmetin parasını ise çatır çatır alan, en ufak bir gecikmede insanların üstüne kabus gibi çöken bir düzenimiz var.

Bazen Başarı Gizli Bir Başarısızlıktır

Altyapılar’da çoğu zaman başarılı süreçlerimiz oluyor. Özellikle milli takımlar bazında. Çünkü bizim gelişimin ilk evrelerinde bir sıkıntımız yok. Potansiyelli birçok genç oyuncuya sahibiz. Bizim sorunumuz gelişimin asıl evresinde. Türklerle, yabancılar arasındaki fark ilk evrenin bitimiyle birlikte ortaya çıkıyor. Türkiye’de şut atana, yabancı da atmayana azar var. Türkiye’de sorumluluk almaya çalışana fren, yabancı da tam gaz var. Bizim bazı altyapı koçlarımız, hızlı hücuma çıkıp bitiren bir oyuncuya, ”Neden arkadaşlarını beklemiyorsun..” diye yüklenirken, yabancı koçlar ise, ”İşte bunu daha sık yapmalısın..” diye çıkışıyor. Aradaki temel fark, uzun vadede birini korkak ve pısırık hale getirirken, diğerini cesur ve lider yapıyor.

Öğrenci, Öğretmen ve Sonuç İlişkisi

Bir okul düşünün, yıllar boyunca mezun olan öğrenciler hep aynı sıkıntıyı yaşıyor. Öğrenciler sürekli değişiyor ama sorun değişmiyor. O zaman sorun senin öğretmenlerinde ve ders verme şeklindedir. Aynı şeyi deneyerek, farklı sonuçlar beklemeye benziyor bu iş. Sonuç değişmiyor işte. Artık öğretmenleri de, ders şeklini de değiştirmemiz gerekiyor. Aksi halde biz önümüzdeki yıllarda da benzer şeyleri konuşacağız. Mühendislerin bize sundukları o serçelerin neden Ferrari performansı sergileyemediklerini tartışıp duracağız.

Tam Yetkili Koçların Sayısı Artmalı

Sakarya’dan örnek verelim. Zira Selçuk Ernak daha önce Banvit’te de gençlerin gelişimine önemli katkısı olan bir isimdi. Selçuk Hoca, gençler üzerinde etkisini hissettiren bir koç. Böyle bir koçun varsa eğer, kulübün altyapısını da tamamen ona bağlayacaksın. Kendi belirlediği ekibi oraya getirecek. Kendi sistemini henüz çocuk yaştaki oyunculara empoze ettirecek. Çocuklar, genç takımda başka, A takımda bambaşka bir sistemde oynamayacaklar. Neye uğradıklarını şaşırmayacaklar. Bizim maaleef kulüpler bazında temel sorunlarımızdan biri de bu. Genç takım için farklı, A takım için farklı projeler üzerinden gidiyoruz. Bu da uzun vadede projelerin uyumsuzluğuna ve yapının çarpıklığına neden oluyor. Ama bunu yapabilmek için görev verdiğin koça da en az 3-5 yıllık bir süre vereceksin.

Michael Thompson Kadar Kredileri Olsun

İstanbul BBSK‘da Michael Thompson’la ilgili geçtiğimiz günlerde bir haber vardı. Kaçırsa da sürekli atıyor. 88 üç sayı denemesinde bulunmuş ve bunların 60’ını kaçırmış. Adalet terazisi hassastır. Sen eğer Thompson’a bu krediyi veriyorsan, öbür taraftan 3 şut kaçırdı diye bir başka oyuncuya ertesi hafta süre vermemezlik yapamazsın. Yaparsan, adalet duygusunu zedelersin. Burada sorun Thompson’ın denemesinde değil, diğerlerinin deneyememesinde. Ya herkese yeşil ışık yakılmalı, ya da hiç kimseye. İnsanlar da sonra çıkıp, ”Ya bizim çocuklar da hiç sorumluluk almıyor.” dememeli. Çünkü çocuklara sorumluluk aldırılmıyor. Aldıkları anda azarı yiyip, kenarda unutuluyor.

Berk Uğurlu’nun Yolu

Pınar Karşıyaka’da son haftalarda karakter gösteren sayılı oyunculardan biri Berk Uğurlu. Dün gece maçın sonlarında gösterdiği performans ise aslında bize değil, kendisine mesaj olmalı. Bu oyunda en zor şey, böyle bir maçın son dakikalarda sorumluluk alabilmekte. Bunu alabiliyorsan eğer senin mangal gibi yüreğin var demektir. O zaman biraz daha yüreğine güvenceksin, hani kitapta dediği gibi, yüreğinin götürdüğü yere gideceksin. Maçı izleyenler hatırlayacaktır; top kaybı yapmak üzere olduğu bir pozisyonda kendini yere attı ve o topu oyunda tuttu. Takım arkadaşı Jarrod Jones ise bir pozisyonda önündeki topa müdahale etmekten kaçındı ve sonrasında rakip topu alıp bomboş potaya gitti. Yani biri diyor ki, ”Teslim oluyorum, sakın bana dokunmayın..”, diğeri ise, ”Teslim olmak mı, asla. Kaybedeceksem de bunu savaşarak yapacağım..”, fark bu. İşte bu fark Berk’e kariyer sıçraması yaşatıyor. Yine de eksikleri var mı, var. Berk’e tavsiyem biraz NBA’in efsane ismi Gary Payton’ı incelemesidir. Kariyerinin ilk 3 sezonunda %20’nin altında üçlük atan, ilk sezonunda 1-13, ikinci sezonunda 3-23, üçüncü sezonunda 7-34’le oynayan Payton’ın, sonrasında denemekten hiç kaçınmadan yüzdesini makul seviyelere getirmesine bir bakmalı. NBA tarihinin en önemli oyun kurucularından biri bile bu sorunları yaşadı kariyerinde. Kaçırmak ayıp değil. İnsanların ne düşündüğü ise hiç önemli değil. Isiah Thomas kariyerinin bir döneminde %19’la üçlük attı ama kariyerinin sonunda efsane olarak bıraktı. Gezegenin en iyileri bile bunları yaşamışsa, geçmişe takılıp kalmaya, bazı şeylere aldırış etmeye ve bunları dert edinmeye hiç gerek yok.

Lig Tuhaf Bir Hal Aldı

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde son yıllarda görmeye pek alışık olmadığımız bir tablo var. Bazı takımların küme düşme şansı kadar, Eskişehir’in yaşadığı düşüşle birlikte, playoff yapma ihtimali de var. Bu açıdan garip bir sezon oluyor.

8. Eskişehir 10-9
9. İstanbul BBSK 8-11
10. Trabzonspor 7-12
11. Galarasaray Odeabank 7-12
12. Demir İnşaat Büyükçekmece 7-12
13. Yeşilgiresun Belediyespor 6-13
14. Pınar Karşıyaka 6-13
15. Gaziantep Basketbol 4-15
16. Muratbey Uşak 4-15

Düşme hattı birbirine çok yakın gibi gözükse de, Yeşilgiresun, Karşıyaka, Gaziantep ve Uşak performans olarak tehlikeyi en yakından hisseden 4’lü konumunda. Kişisel düşüncem, Gaziantep ve Yeşilgiresun’un düşmeye daha yakın oldukları yönünde. Uşak’ın ilerleyen haftalarda ivme kazanma ihtimali yüksek. Karşıyaka kendisini bir şekilde ligde tutar. Yeşilgiresun’u bu haftaki maç pek yanıltmasın derim. Zira maçı izlediğimde İstanbul BBSK’nın oynadığı oyun bana çok tuhaf geldi. Her zaman karşılarında bu kadar ‘rahat’ bir takım bulamayabilirler.

Demir İnşaat Büyükçekmece Playoff Hesapları Yapmalı

Büyükçekmece playoff yapar ya da yapamaz o ayrı konu. Ama hedefi düşmeme olarak belirlemekle, playoff olarak belirlemek arasında dağlar kadar fark var. Biri oyuncuyu gereksiz bir tedirginliğe sevk eder, diğeri ise güven verir. Aman ya düşersek diye sahaya çıkmakla, ya playoff yaparsak diye sahaya çıkmak arasında psikolojik açından çok temel farklılıklar var. İlkan Karaman-Evaldas Kairys ikilisi ligin en dinamik ikilileri arasında geliyor. Bu ikilinin sahada olduğu dakikalarda Stojanovski’nin mutlaka daha fazla süre alması gerekiyor. İlkan uzun olmasına rağmen dışarı çıktığı her an, dip çizgide büyük boşluk oluşuyor ve bu da aslında Stojanovski’nin o bölgedeki şut verimini arttırabilir. Son Efes maçında bu üçlü biraz daha fazla sahada kalabilseydi aslında sonuç farklı olabilirdi. Ki yine aynı maçta Melih Yıldız’ın savunmada verdiği güveni, onun oyundan çıktığı dakikalarda çok aradıklarını söylemek lazım. İstatistik kağıdına bakınca çıkması normal gibi duruyor ama oyuna bakınca takım savunması açısından denge unsuru oluşturuyor.

Galatasaray Taraftarı Kızıyor Ama Gerçekler Ortada

Taraftarın duygularını anlayabiliyorum. Sonuçta hepimiz bir takıma gönül vererek bu oyunu sevdik. Galatasaray taraftarı bazen ezeli rakiplerinin övülmesi karşısında tepki gösterebiliyorlar. Ancak gerçekler ortada. Ezeli rakibinden biri Avrupa’nın en büyüğü olmuş. Zeljko Obradovic’le birlikte araya uçurum koymuş. Hadi onun sponsoru var, para geliyor deniyor. Beşiktaş’ın ne farkı var peki? Hemen hemen aynı bütçeler, hatta geçen sene daha düşük bütçelerle yola çıkıp, makası açtı. Ufuk Sarıca’nın elindeki imkanlar, Galatasaray’la kıyaslanınca çok büyük değil. Doğru oyuncu seçimleri, doğru yapılanma ve sonuç finallere giden bir takım. Ki koskoca Galatasaray eğer her hafta bir maaş kriziyle gündeme geliyorsa, bir türlü istikrar yakalayamıyorsa, burada sorgulanması gereken kişiler doğrudan bu işin başındakilerdir. Ve işin daha kötüsü, siz ne Fenerbahçe’den, ne Beşiktaş’tan basına sızdırılan bir haber göremezsiniz. İçerde yaşananlar genel olarak içerde kalır. Ama Galatasaray’ın basketbol şubesinde içerde ne yaşanıyorsa, bu anında basına sızıdırılıyor. Yani neresinden tutarsanız tutun, savruk ve profesyonellikten uzak bir yapı var.

Kemal Erdem
kemal.erdem@basketball.com.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Lütfen isminizi giriniz